PDA

Orijinalini görmek için tiklayiniz : Baliklara Yaklaşmak



YakoMoZ
05.12.08, 22:24
Onların mı bize yaklaşmasını sağlarız...
İşte şimdi bu konunun detaylarına ineceğiz...
Aguşon kelimesi bekleme yaparak balık vurma tekniği olarak tanımlanabilir.
Pusulamak ile farklı tekniklerdir...
İkisinden de kısaca bahsetmek istiyorum.
Sualtındaki hayatı incelersek, balıkların aslıda çok basit ve bir o kadar da karmaşık hayatlarının içinde biz insanların pekde yeri olmadığını görürüz. Balıklar üç temel içgüdü ile doğar ve ölürler. Bunlar sırası ile
* Yaşamın devamı için BESLENME
* Türün devamı için ÇOĞALMA
* Av olmamak için SAVUNMA
Bu üçlem, balıkların günlük faaliyetlerini özetliyor. Yani çoğunlukla uyanık olmak zorundadırlar.
Fakat balıklarında belli zaafları ve güdüleri vardır...
Aguşon..
Bu spora yeni başlayan birisi için balık vurmak, balığı satıhta görmek ve genelde avı kovalarayarak, büyük olasılıkla hüsranla sonuçlanacak bir manecradır. Aslında aguşon tekniğinin prensibi şu güzel sözde gizlidir.
''...balıklar hareketlerini aniden sonlandırmış nesnelere ilgi duyarlar...''
Bu ilgi sonunda eğer yanlış bir harekette bulunmadıysak avımız büyük ihtimalle merak içinde bize yönelecektir.
Aguşon yapacağımız yeri önceden kestirebileceğimiz gibi dibe indiğimizde de uygun bir yer bulup beklemeye başlayabiliriz.
Aguşon tekniği hakkında bir kaç püf nokta...
* Bekleme yatığımız yerde kütlemizi ne kadar küçük tutarsak balıklar için o denli az tehtitkar oluruz.
* Hedefimizi gördüğümüz anda bize yöneldiyse tüfeğimizi balığın geldiği doğrultuda hareket ettirmeye çalışırsak tüfeğimizi kütlesinide o ölçüde saklamış oluruz.
* Hedefimiz bize doğru yöneldi, herşey uygun ama bir anda döndü ve ürkek tavırlarla uzaklaşmaya başladı, bu esnada eğer balık yan dönmüş halde ve haala bizimle göz tamasını kaybetmediyse balığın uzaklaştığı oranda kendimizi biraz daha küçültüp aşağıya çekersek büyük ihtimalle dönücek ve bir şansımız daha olacaktır
* Eğer nefesimiz yerinde ve şartlarda uygun ise vurduğumuz balığı alıp çıkmak meranın sükuneti açısından iyidir.
* Ağırlık ayarını çok hassas yapmamız gerekir. Derinliği sabit bölgelerde tabana 2 m kala nötr olmalı ve aşağıya iniş yaptığımızda bir yere tutunma ihtiyacı duymamalıyız. Eğer paletlerimiz batmıyor ve kalın elbise ile sığ suda avlanıyorsak. Bilek ağırlığı ve gerekiyorsa sırt ağırlığı kullanmalıyız. Değişken derinlikteki bölgelerde ise. Derinlik ayarını dalış yapacağımız en derin noktaya göre yapmamız güvenlik açısından önemli. Sığ alanlarda ise ciğerlerimizi tam doldurmadan iniş yapabiliriz.
* Bekleme yapacağımız yerler açısından,
taşların kum ile birleştiği açıklıklar,
taşların bitip otların veya kırmalık dediğimiz çakıllık irili ufaklı parça taşların başladığı yerler
kayaların üzerlerinde oluşmuş doğal çukurluklar veya yarıklar
gölge kısımda kalan duvar dipleri
deniz çayılarının içi
mendirek taşlarının birip kumulların başladığı yerler ( açığa veya kıyıya doğru )
uygun yerlerdir.
* Denizlerimizde görüşün çok değişken olduğunu düşünürsek yanımıza alabildiğimiz en uzun tüfeği almakta fayda var. Bu çok net sular için 110 120 130 cm görüşün düşük olduğu yerler içinde 90 vaya 75 cm olabilir.
* Sığ sularda bekleme yapıyorsak geniş hacimli maskeler bize daha fazla bir görüş vericektir
* Meramız dar ve uzun olmayan bir alan ise mümkünse iki kişiden fazla suya girmemeye çalışın. Sesin suyun içindeki yayılma hızını hesap edersek ortamdaki üç dört kişi balıkların açığa veya taş altlarına kaçması için yeterli olacaktır.
* Satıhta yüzerken mümkün olduğu kadar sessiz olmalıyız. Paletlerimiz kesinlikle suyun içinde olmalıdır. Dalış yaparken dahi ördek sitili diye tabir ettiğimiz sitili kullanmalıyız. Sessizlik birinci kural.
* Bulanık veya net olsun etraftaki iri balıkları göremesekte varlıklarını hissedebiliriz.
Küçük balıklar özellikle papaz balıkları bizim işimize çok yarayacaktır. Normalde orta suda veya tabana yakın yerlerde gezen papaz balıkları iri balık varlığında adeta tabana yapışırlar. Ya da tüfeğimiz önde beklemeye başladık. İlk aşamada meraklı papaz balıkları zıpkına yönelecektir. Onları ürkütmemeye özen gösterin, çünkü papazlar erken uyarı sistemine sahiptirler. Özellikle sinarit, levrek, akya gibi avcıları önceden bilirler ve bizi uyarırlar. Beklemeye devam ediyoruz. Görüş çok iyi olmasa dahi papazlar zıpkının ucunda veya bikaç metre önümüzde güven içinde yüzüyorlar ve bizde onları izlemeliyiz. Ben bu tür ortamlarda kesinlikle balığa veya açığa bakmam, küçük balıkları izlerim, çünkü onlar benden daha önce avımı göreceklerdir. Bu sayede hem kendimizi sakinleştirmiş oluyoruz hem de işimizin bir kısmını bu küçük balıklara yüklemiş oluyoruz. Balıkların panik halinde kaçıştığı an çok kısa bir süre sonra avımız ile tanışırız.
* Eğer dalış yaptığımız yerde hafif bir pus varsa işimiz çok daha kolay olacaktır. Avımız bizi gördüğünde çokdan menzile girmiş olacaktır. Ama burada tartışılması gereken bir durum daha var. Eğer avımız bizi görmediyse bize neden ve nasıl gelicektir. Beklemenin genel prensibi balığın merakını kamçılamak olduğuna göre, görmediği bir cisme nasıl ve hangi nedenlerle geliyor ? Belki sesimize belkide suda çıkardığımız ve balığın yan organında yerimizi algılamasını sağlayan ufak titreşimlere. Burası tartışmaya açıktır.
* Bir diğer teknik ise balığın merakını kamçılayarak değil, balığın olası geçiş yerlerini tahmin ederek veya öğrenerek bekleme yaparak gerçekleştiririz. Bu biraz tecrübe ile gerçekleştirilebilinecek bir teknik. Aguşon tekniğine göre daha kolaydır ama balıkların olası geçiş noltalarını ve zamanlarını bilmek biraz zaman ve tecrübe gerektirir. Balıkların günlük faaliyetlerini gerçekleştirirken geçiş yaptığı, sürü halinde hareket ettiği noktalar vardır. Belli dönemlerde dere ağızları, belli dönemlerde ve saatlerde mendirek ağızları, belli türlerin toplu halde toplandıkları topuklar ve sığlıklar, bazı balıkların sevdiği gölge ve yarı karanlık alanlar, hatta bazılarının çok sevdiği kirli ve bulanık sular, çoğalmayı tercih ettikleri çok soğuk sular, avlanmayı tercih ettikleri küçük sürü balıkları ve sığ sular, tekne altlarından liman direklerinin karanlık köşelerine kadar farklı ortamlar için farklı balık türleri bulunur. Bunları hepimiz zamanla kazanıcağız...

Zekican Demirel

balıkcı
05.12.08, 22:40
abi gerçekten çok güzel bir konu açmışsın. çok teşekkürler paylaşım için

küçükbalıkçı
06.12.08, 09:50
Güzel bir konu paylaşımınız için teşekkürler...

Levent
09.07.10, 22:41
Teşekkürler

cem 1903
10.07.10, 13:40
aferin öğretin ,,öğretin. zaten sayınız azdı dahada çoğalında bütün balıkları vurun... kardeş sizin yüzünüzden kıyı kırmalıklara,taşlara balık uğramaz oldu.....yaaaa sabır çekiyoruz hala..

zoka16
02.01.11, 05:39
aferin öğretin ,,öğretin. zaten sayınız azdı dahada çoğalında bütün balıkları vurun... kardeş sizin yüzünüzden kıyı kırmalıklara,taşlara balık uğramaz oldu.....yaaaa sabır çekiyoruz hala..


:) dinamitçiler, ağ atıp denizi dövenler, taşların her tarafını ağla çevirenler,nerdeyse balığın karnındaki yumurta sayısını gösteren sonarlarıyla dantel gibi ağlarla beş kulaç suda gırgır çevirenler, el kadar eşkinayı karagözü sepete dolduran oltacılar bitirmiyo da haftada bir gün üç saat suya girip beş tane (o da bulabilirse) balık vuran zıpkıncı mı bitiriyo balığı...

serdaryapici
02.01.11, 06:54
aferin öğretin ,,öğretin. zaten sayınız azdı dahada çoğalında bütün balıkları vurun... kardeş sizin yüzünüzden kıyı kırmalıklara,taşlara balık uğramaz oldu.....yaaaa sabır çekiyoruz hala..

Nedendir bu zıpkıncı düşmanlığı anlayamıyorum. Heryerde olduğu gibi zıpkıncıların da içinde çürük elmalar olabilir. Ama büyük bir çoğunluğu doğayı seven ve koruyan kişiler. Çünkü bu işin felsefesinde bu var. Başka bir konuda da yazmıştım. Zıpkıncılar artsın tabii. Ama kurallara uyanları artsın. Bu denizleri sevenler artsın. Geçmiş zaman içinde benim de hatalarım oldu. Ama ben kendimi yola getirdim. Sonuç olarak " İLK TAŞI GÜNAHSIZ OLANINIZ ATSIN". Var mı taş atabilecek olan? Varsa ilk elini ben öperim.

ihtiyarbalikci
01.02.11, 11:07
Oltacılar bitiriyor yani öylemi?

oadam
01.02.11, 20:52
Kuralları içinde mantığı ve vicdanı ile avlanan herkese teşekkürler, sadece daha fazla av ihtirası ile yok edici rol oynayanlara lanet olsun.

serdaryapici
05.02.11, 02:52
Kuralları içinde mantığı ve vicdanı ile avlanan herkese teşekkürler, sadece daha fazla av ihtirası ile yok edici rol oynayanlara lanet olsun.

Tabiki oltacılar bitirmiyor. Bence en masum olan onlar. Balığı bitiren kim diye soruyorsunuz ama bence bunun cevabını çok iyi biliyorsunuz. Bunun cevabını aslında herkes biliyor. Ama asıl sorun bu bilinenler bazılarının işine gelmiyor.

Baba Yalçın
05.02.11, 06:05
Merhaba dostlar, zıpkınla avda yapılacaklarda var tabiki, Mavi Anayasada oda mevcut oda uzun mevzu, konuya girersem çıkamam. Daha öncelikli konular var, alet yeni elime geçti bir ara siteyede giremedik ne olduysa. Zıpkınla avdada, mevsim, derinlik, türler, av araç ve gereçleri, yöreler,, daha bir çok konu, ancak tatlı su kurnazlığı, genetik olarak toplumun neredeyse bütününe işlemiş, bu alandada mevcut, cahil olanıda var, kültürlüsüde tehlikeli (doktoru, mimarı, mühendisi, ünlü firmaların bayileri, müdürleri, hangisini sayayım) kendini bilenlere kimsenin diyeceği olmazda, kafalarına koyduklarını, çıkar sağlama durumu olduğunda tatlı su kurnazlığı tüm alanlarda bir numara. Diğer sorunlar yığınla dururken bu daha sonra gelir diyeceğim ancak bunun önceliğide türlerden kaynaklı. Bu konudada en ufak eksik gedik kalmayacak şekilde yazılacak, geriye dönüp bakıldığında aaa şu konuda olsaydı şuda yapılsaydı, denemeyecek şekilde eksiksiz tavizsiz yazılacak. 50 yıdır dalan birisi olarak, garanti verebilirim, uyanıklık yapan, entel dantel, saydırmayayım hiç bir kurnazlığı işe yaramaz tüm konuyu bilirsen neyi nasıl savunacak hangi gerekçeyle. Pandoranın kutusu açıldığında bu konunun unutulduğu sanılmasın. Saygılar.